12 Mayıs 2014 Pazartesi

MİLLET BAŞBAKANININ YANINDA

30 Mart yerel seçimlerinin öncesi ve sonrası hakkında bir kaç şey söylemek istedim...
Seçimler öncesi her seçimde olduğu gibi bir takım güç odakları kendi istedikleri parti veya başka bir deyişle kendi güdümlerinde ki partiler göreve gelsin diye ülkemizde olmadık işlere imza attılar. 2014 yerel seçimde bu işlerin merkezinde hepimizin de bildiği gibi F.G cemaati(!) vardı. Aslında o topluluğa cemaat demek biraz abes geliyor bana artık bir örgütten başka bir şey değiller hemde bir ihanet örgütü.
Önceki yazımda 17 aralık sonrası ile ilgili düşüncelerimi yazmıştım burada o konuyu biraz daha açacağım... Dediğim gibi gülen örgütü dersane meselesine kadar görünürde hükumetimizle bir sıkıntı yaşamıyor hatta birbirlerini destekliyor gibi görünüyordu aslına bakarsanız işin özü öyle değilmiş... Taa 2011 yılından beri gülen örgütü özellikle başbakanımıza karşı gizli bir düşmanlık ve kin besliyormuş... Özellikle başbakanın 2011 genel seçimleri zaferi sonrası yaptığı balkon konuşmasından bunun şifrelerini bulabilir mevzuyu daha iyi anlayabilirsiniz...
İnsanlar düşünüyor cemaatle hükumet şimdiye kadar çok iyiydi de şimdi ne oldu birden belki bazıları bunu dershane meselesine bağlayabilir halbuki bir dershane yüzünden BİR HÜKUMET devrilmek istenip bununla kalmayıp yıllardır kendine düşman olan CHP ile seçimde işbirliğine girişmek meselenin dershaneyle alakası olmadığını açıkça bize göstermektedir...
Seçim öncesi Anadolu şehirlerinde merkezinde CHP-Gülen örgütü olan aslına bakıldığında AK Parti açısından da çok tehlikeli bir işbirliği yapılmıştı. Öyle ki gülen örgütü sempatizanları insanlardan şehirlerinde AK Parti'nin karşısında en güçlü parti kimse ona oy verilmesi istenmişti. Sizde görüyorsunuz ki. Her şey milletin vicdanına bağlıydı bu seçimlerde. Aslında MİLLETİMİZ bu hainlere gerçek cevabı AK Parti'nin İstanbul Yenikapı'da ki mitinginde vermişti. Millet önceden başına gelenleri biliyor tekrar aynı şeyleri yaşamak istemiyordu. MİLLET LİDERİNE SAHİP ÇIKIYORDU. İnsanlar farkındaydı kimisi hizmetleri gördüğü için kimisi tüm oyunların sadece başbakanımız ve ailesi üzerine oynandığını gördüğü için bir şeyler döndüğünün farkındaydı...

27 Aralık 2013 Cuma

Eski Türkiye Yeni Türkiye'ye Direniyor

Son günlerde gündemimizi meşgul eden yolsuzluk operasyonu cemaat-hükumet arası gerginlikler, ekonomik manipulasyonlar çoğu kişiyi karamsarlığa itmiştir. Ama milletimiz de bilir ki her seçim öncesinde ülkemiz belli güç odakları tarafından karıştırılmak istenmekte ama her seferinde çok şükür ki başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Millet daima doğru kararları vermiş oynanan oyunlara pabuç bırakmamıştır...
Ayrıca cemaatin tavırları yaptıkları onlara şimdiye kadarki olan inancımı da bitirdi. F. Gülen kalkmış kendi cemaatinin adamlarının görevden alındığını vs. şeyleri görünce beddua ediyor. Beddua ettikleri arasında eminim Başbakanımızda vardır. Haksız kim varsa diyor. Tutuklamaları, görevden almaları kim yapıyorsa onlar için haksız odur. Çünkü anladım ki cemaat için onlardan olan vatan sever olmayan ise vatan haini. Hepsini geçtim bunlar sırf Ak Parti'nin aleyhine olsun diye CHP ile bir oldular bunlar şimdiye kadar birbirlerine düşman değil miydi? Ne oldu da birden can ciğer kuzu sarması oldular...?

4 Ağustos 2013 Pazar

Hiç

Siz hiç hayatta yalnız kaldığınızı hissettiniz mi? Arkadaşlarınız yanınızda değil daha kötüsü aile kelimesi artık size bir şey ifade etmiyor. Bu günlerde çok sinirliyim, moralim çok bozuk. Neden bilmiyorum neden bu mutsuzluğum...?

23 Temmuz 2013 Salı

RAMAZAN AYI'NIN NE FARKI VAR?

Merhaba 11 Ayın Sultanı mübarek ramazan ayının içindeyiz...
İnsanlar ramazan ayında günahlarından arınmaya çalışır dünya hayatında yeni bir sayfa açmak ister. Bu söylediğim sanırım sadece lafta bir çok insan için. Çünkü gördüğüm kadarıyla insanlar sadece yemek yemeyi kestiler ramazan ayında normal yaşamından hiç bir fark yok. O zaman oruç tutmanın ne anlamı var. Böyle bir ortamda oruç tutmak çok yersiz hale geliyor bence. Düşünsenize sözde oruç tutuyor ama sadece yemek yemiyor onun dışında küfür, zina ne ararsanız var. E kardeşim o zaman ne vücuduna eziyet ediyorsun yemek yemenede gerek yok nasılsa tuttuğun oruç yalan olmuş.

19 Temmuz 2013 Cuma

DİREN TÜRKİYE

Bu yazımda sizlere kayıtlara gezi parkı direnişi olacak geçen olaylar zinciri hakkındaki fikirlerimi aktarmak istiyorum.
Gezi Parkı direnişi gayet masum bir eylem olarak başladı. Gezi Parkı'nda ki bir kaç ağacın kesileceğini zanneden insanlar (çünkü sökülüp başka yerlere ekilecekti) sakince bekleyerek zannettikleri şeyi durdurmaya çalıştılar. Ancak devletimizin kararlı tavrı olayların dahada büyümesine sebep oldu. Bir kaç kişiyle başlayan eylem bir baktınız dünyanın gündemi haline geldi. Bunun (basına göre) sebebi polisin aşırı güç kullanmasıydı. Ama polis her zaman müdahale yapmadan önce kişileri uyarır daha sonra müdahalesini yapar. Her neyse;
Herkesinde bildiği gibi dünyada türlü türlü zulümler olmakta (inşallah yakın zamanda durur bu zulümler) Avrupa medyası bu zulümleri kâle bile almazken Gezi Parkı protestolarında polisin yaptığı müdahaleleri sanki Türkiye'de savaş varmış devlet halka zulmediyormuş gibi gösterdiler. Ahmet Yenilmez o günlerde Avrupa'da bir ülkeye gittiğinde gazetelere göz atmış gazetelerde biliyorsunuz manşet Gezi Parkı Direnişi. Baktığında bahsedilen haberlerdeki yerin Türkiye olduğuna inanamamış adeta Afganistan vs. gibi ülkeler gibi göstermişler. Halbuki o ülkelerde her gün onlarca bazen yüzlerce insan ölüyor. Gezi Parkı olaylarında ölen insan sayısı 6'dır. Bunların arasında şehit olmuş bir polisimizde vardır. Ayrıca burası çok önemli Ankarada ki bayrak yakma olayını biliyorsunuzdur. Bayrağımızı yakanların arasında Gezi olaylarına ölen ve adeta bir kahraman gibi gösterilmeye çalışılan ETHEM SARISÜLÜK'te vardır.
Mehmet Ali Alabora'nın olaylar arasında attığı provoke edici tweet aslında gayet doğru söylüyor. Mesele Gezi Parkı değil MESELE BÜYÜYEN TÜRKİYE arkadaş. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en parlak mayıs ayını geçirmişken bunun olmasını istemeyenler yani içimizdeki ve dışımızdaki düşmanlar bir bahane arıyorlardı. Bunu önce ODTÜ'de denediler olmadı ama yılmadılar. Bu kezde Gezi Parkı'nda denediler bu sefer daha etkili oldular ama MİLLET yine bu oyunu bozdu.
Mesele Büyüyen Türkiye'nin lideri Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'dı. Başbakanımız onlara bir söz söyledi  diye demediklerini bırakmadılar ama kendileri başbakanın rahmetli anasına bile küfür edecek kadar alçalacak bir durumda idiler.
Bunlar siyasetle alakamız yok diyip Taksim'de CHP ile BDP ile kucak kucağa olan kişilerdir. Diğer marjinal grupları söylemiyorum bile.
Şer odakları Allah'ın izniyle yine hedeflerine ulaşamayacaklar Büyüyen Türkiye'nin önünü kesemeyeceklerdir. Bizim meselemiz Ak Parti'ye oy verin meselesi değil. Ama oynanan oyunu görün...

18 Temmuz 2013 Perşembe

Aziz Yıldırım

Türk Futbolu'nun başına gelmiş en büyük bela kesinlikle.
Fenerbahçe spor klübü başkanlığı yaptığı uzun yıllar boyunca yaptığı tek şey sportif başarılar dışında rakiplerine(özellikle rakip takım taraftarlarına) Fenerbahçe düşmanlığı aşılamak oldu. Kendisini klubün başkanı dışında adeta tanrısallıştırmıştır. Fenerbahçe başkanı olarak son zamanlarını geçirdiği şu süreçte herkesinde gördüğü gibi bir batağa saplanmıştır ve gün geçtikçe dahada kötü duruma düşmektedir. Mesela fb tv'de yaptığı açıklama. Taraftar bunu öyle algıladı ki şu an çoğu fenerbahçeli cezadan kurtulduklarını zannediyor. Oysa ki kimsenin kimseden kurtulduğu yok. Sadece adil yargılama açısından ceza ertelendi gibi bir şey oldu. Üstelik CAS'tan çıkacak kararla Fenerbahçe'nin cezası daha da artabilir. O zaman ne diyecek Aziz efendi çok merak ediyorum. Ne demişti UEFA çatırdayacak demişti hani cezayı senin kulübün yedi çatırdayan kim Aziz bey. Birde şöyle bir şey var şu an Fenerbahçe taraftarı olup Aziz Yıldırımı başkan olarak görmek isteyen çok çok az kişi vardır belkide yoktur. O haberlerde Aziz Yıldırıma destek vs. şeklinde çıkan görüntüler benim kanaatimce Azizin paralı askerleridir özellikle twitter'da @12numaraorg kullanıcısı Azizin adeta kuklası mahiyetindedir.
Aziz bey ne yaparsa yapsın o hapse girecek ve Fenerbahçe'nin yakasını bırakacaktır ki onun bıraktığı pislikler Fenerbahçe'nin tarihine kara harflerle yazılacaktır.
Bu adam herkesi etkisi altına almış durumda. Herkes biliyor ki TFF ve kurulları kendi kendini yönetemez durumda özellikle Yıldırım Demirören denen tüpçü tıpkı 12Numara gibi Azizin köpeği durumunda yani anlayacağınız futbolumuzu Aziz yıldırım şerefsizi yönetiyor.
Fenerbahçe futbol takımında da Aziz Yıldırımın paralı köpekleri yok değil. Bunlardan en belirginleri Volkan Demirel, Emre Belözoğlu ve Caner Erkin. Bu heriflerin gerek milli maçlarda gerekse lig maçlarında yaptıkları çirkeflikler iğrençlikler herkesin dilinde. Volkan Demirel kötü kaleciliğinin yanında halkına küfür edecek kadar alçalabilecek bir zihniyete sahiptir. Bilakis Emre Belözoğlu rakibine taraftarlara etmediği küfür tehtid kalmayan bir oyuncudur görüntüleri youtube'da aratırsanız ulaşırsınız.
Aslında mesele futbolcular değil mesele kurumlardaki Aziz Yıldırım korkusu. Futbolcular bunu biliyor ve sahalarda yapmadıklarını bırakmıyorlar.
Belirtmek isterim ki Aziz Yıldırım Türk Futbolunun başından defolup gidinceye kadar ne hakem hataları biter ne futbola barış ortamı gelir nede milli takımlarımıza başarı gelir...

16 Temmuz 2013 Salı

Tekrar Merhaba

Bugün mezun olduğum lisedeki matematik hocamdan bahsedeceğim. Kendisi bir anne ve aynı zamanda öğretmen. Melek olmanın bir alt vasfı bu iki şey sanırım :). Neyse konumuz bu değil. 3 sene boyunca dersimize girdi ilk sene işinde iyi bir insan olduğunu düşünüyordum ama ikinci seneye geldiğimizde bende az çok ders çalıştığım zamanlar çözemediğim soruları ona soruyordum -her öğrencinin yaptığı bir şeydir- ama o sorduğum soruların çoğunu çözemiyordu. O zamana kadar dikkatimi çekmemişti -nasıl dikkat etmedim anlamıyorum- dersi bize sadece bir kitaptan işliyor kitapta ne varsa gerekli gereksiz hepsini yazdırıyordu o sıralar bir arkadaşım adeta ondan daha iyi biliyormuşçasına derse katılıyordu -bu mezuniyete kadar devam etti-. Kısaca demek istediğim üniversitede ilköğretim matematik öğretmenliği okumuş birinin ne işi vardı lisede bu hem atanamayan onca öğretmenin hakkına(kendisi sözleşmeliydi) hemde binlerce öğrencinin hakkına gasp değil miydi?
Bir ihtimal daha var o daha kötü; şöyle ki ben üniversitede matematik öğretmenliği nasıl öğretilir bilmiyorum. Yani mezunlar tam donanımlı(!) olarak mezun oluyorlarsa bizim bu hoca gibilerin ilköğretimlere de ders verdiğini düşünürsek ilköğretim öğrencileri nasıl iyi birer lise daha ötesi üniversite öğrencisi olacaklar...

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Üniversite tercihlerimi yaptım

Üniversite tercihlerimi yaptım ve çok heyecanlıyım. İnşallah hayırlı bir yere yerleşirim. Arkadaşlarımda en az benim kadar heyecanlı sanırım gerçi içlerinden hâlâ tercih yapmayanlar var ama herkes kendi kaderini kendi belirler biz bir şey diyemeyiz...

merhaba

içimden geldi bir blog açtım içimden gelenleri burada paylaşacağım her konuda olabilir.